Siyaset Tıkanınca
MURAT YETKİN
19 Ocak 2010 Radikal

Erken seçim çağrılarını pas geçen hükümet, referandum yasasını hızlandırıyor.

Siyaset tıkanınca

Gazeteci milleti olarak dün Ankara'da bir yandan Tekel işçilerinin işsiz kalmama mücadelesi, diğer yandan hastane raporuna göre askere alınamayacak derecede ruh hastası bir katil, Abdi İpekçi ve Papa İkinci Jean Paul saldırılarıyla tescilli bir terörist olan Mehmet Ali Ağca'nın kendisini Mesih ilan etmesi ile meşguldük.

Ama bu koşuşturma isteyen haberlerle uğraşmamız, Meclis kaynaklı önemli gelişmeleri kayda düşmemize engel olmamalı. Çünkü Meclis'te gerçekten Türkiye'nin yakın geleceğini belirleyecek gelişmeler oluyor ve bunlar günlük haberlerin perdelemesi altında kalmamalı.

Meclis bugün sağlık çalışanları için tam gün yasasını görüşecek. Türk Tabipler Birliği ve sağlık alanındaki kimi sendikalar doktor ve diğer sağlık çalışanlarını bugün acil durumlar dışında çalışmamaya çağırdı. Bugün Ankara sokaklarında yalnız Tekel işçileri ve onlarla dayanışma içindekiler değil, sağlık çalışanları da hükümeti protestoda olacak gibi görünüyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ protestolara kızgın. Oysa tam gün çalışmaya hem hastane, hem muayenehanede çalışmak amacıyla karşı çıkanlar doktorlar içinde azınlığı oluşturuyor.

Türk Tabipleri Birliği'nin seslerini duyurduğu çoğunluk, tam gün çalışmaya ve kamu hizmetine karşı değil, yasanın nitelikli sağlık hizmetini engelleyici ve çalışanların hakkını gözetmiyor olduğuna inandıkları mevcut şekline karşı çıkıyorlar.

Bu hafta içinde Güvenlik Müsteşarlığı kuruluş yasasının da Meclis gündemine gelmesi bekleniyor.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın geçen hafta, CHP lideri Deniz Baykal tarafından Kürt açılımından u-dönüşü olarak nitelenen kararları açıklaması ardından tartışmalı bir oturumu da bu yasa vaat ediyor.

Ancak bugün Anayasa Komisyonu'na gelmesi beklenen bir başka yasa değişikliği teklifi, referandum süresinin düşürülmesiyle ilgili. Hükümetin referandum süresini 120 günden 45 güne indirecek yasal düzenlemeyi bir an önce yapmak istediği anlaşılıyor.

Referandum süresinin düşürülmesi pratikte faydalı olabilecek bir değişiklik; ancak neden şimdi sorusunun yanıtı, önümüzdeki günlerin siyaseten neden çok daha hareketli olacağını da açıklıyor aslında.

Referandum mu, seçim mi açar?

Referandum süresi değişikliğinin altında ne olduğuna ilişkin siyaset kulislerinde pek çok senaryo var.

Örneğin, Anayasa değişikliği ile siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması, (68 ve 69'uncu maddeler), askeri yargı sınırlarının daraltılması (145) ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yapısının (159) değiştirilmesinin referanduma sunulacağı konuşuluyor.

Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı seçim kanununun da bir sonraki seçimde Erdoğan'ın önünün açılmasını kolaylaştıracak düzenlemelerle oya sunulabileceği konuşuluyor.

Zaman gazetesi Ankara temsilcisi arkadaşımız Mustafa Ünal, 17 Ocak'ta 'Referandumdan korkmak' başlıklı yazısında bakın ne yazdı: uHalka gitmekten korkulur mu? Siyasetin çözemediği bir sorunu millete götürmek neden riskli veya tehlikeli olsun? Yargı da, bir başka sorun da, pekâlâ referandum konusu olabilir.

Kararı verecek olan nihayetinde Türk halkından başkası değil. 0 halde bu korku niye?" insanın aklına 'Referandumdan korkmayan bir iktidar seçimden mi korkar?' sorusunu getiren sorular bunlar. Ayrıca referandumu tartışmak kendiliğinden halktan korkmaya indirgeniyor.

Referandum yasasında değişiklik teklifi yapılmadan çok öncesinde Mustafa Ünal ile referandum kavramı üzerine sohbetlerimiz olmuştur. Kendi adıma, 12 Eylül darbesi yıllarından beri, referandumun yanlış ve tehlikeli bir siyaset aygıtı olduğuna inanırım. Çünkü halkın oy kullanan seçmenin yarısının bir fazlasının o zaman kesitindeki duygu ve heyecanıyla, ülkenin geleceği karara bağlanır, itirazı, pişmanlığı, mahkemesi yoktur.

Seçim öyle değil. Seçimde önümüzdeki 4 seneye karar veriyoruz. Beğenmeyen oyunu değiştiriyor.

Parlamenter demokraside siyaset tıkandığında çare referandumda mı, seçimde mi aranmalı?

Süleyman Demirel anlatmıştı: 12 Eylül 1980 darbesinden kısa süre önce AP nihayet siyasi telkinlerle erken seçime gitme kıvamına gelince, o zamanki CHP günlük politika hesaplarıyla vSeçim Anayasa'ya aykırıdır' diyecek kadar kör bir karşı çıkış sergilemiş.

Şimdi öyle değil, CHP de, MHP de seçim istiyor.

Siyasetin sıkıştığına inanan her iktidar, seçim isteyen bir muhalefetin varlığının kıymetini bilmeli, istemeyenin değil.

 
 
İçerik Tıklama Görünümü : 67322
Şu anda 13 kişi sitede